Devam etmek için giriş yapın — işleminiz tamamlanacak. Hesabınız yok mu? Kaydolun
Şah Balaban Destanı
“1683. Yalın demirin, kızıl kanın ve barutun zamanlarıydı.”
Osmanlı İmparatorluğu’nun Viyana surları önünde uğradığı büyük bozgun, sadece bir ordunun geri çekilişi değil; bir yiğidin kendi efsanesine yürüyüşünün başlangıcıydı. Ordusunun güvenli çekilişi için kellesini koltuğuna alıp düşman seline set olan bin yeniçeriden biriydi o: Deliormanlı Balaban Hasan.
Viyana önlerinde esir düşen, bu korkusuz yeniçeri için kaderin başka bir planı vardı. Balaban Hasan ve yârenleri, ölüme meydan okuyarak tarihin saklı bir sayfasına, İtalya’nın bağrındaki Moena vadisine sığındılar. Habsburg zulmünün pençesinde inleyen bu mahzun kasabada Türkler nasıl karşılanacaktı? Kılıcını mazlumun çığlığına siper etmeyi öğrenen bir avuç Türk, kasaba halkını Hasburglardan koruyabilecek miydi?
Cihan Çetinkaya, güçlü kalemiyle Şah Balaban Destanı’nda, İtalya’daki ünlü “Türk köyü”nün ilginç hikâyesini anlatıyor. Bu kitapta, yeniçerilerin yiğitlikleriyle bir İtalyan kasabasını nasıl etkilediklerini, iki yabancı medeniyetin birbirini tanıma ve anlamlandırma çabasının akıl almaz öyküsünü bir solukta okuyacaksınız.
▾ Devamını oku▴ Daha az
Takasa Açık
0Şu an takasa açan yok.
Takasa çıkınca haber verYorumlar
Bu kitaba henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.